” First love is such sweet despair. “
-My Week with Marilyn-
“Yanımdayken bile sana doyamazken,
Nasıl anlatılır ki sensizlik ! “
Sunay Akın
Az ya da çok bütün kadınların kafası karışıktır çünkü erkekler gibi yalın düşünmezler. Yalın ya da bazen yüzeysel diyelim; bizim lügatta. Bütün kadınlar bazen kararsızdır; hafızalarının bir yerinde daha önce yaşadıklarının kırıntısı vardır halı altına süpürülmüş ama yok edilememiş..
Bütün kadınlar tedirgindir bazen; okyanusları geçer derelerde boğulurlar. Beklenmedik anlarda müthiş soğukkanlı olur; gördükleri en ufak ilgide paniğe kapılabilirler.
Bütün kadınlar (günümüzde) evlenme telaşında olmasalar da;geldikleri yaşın farkında olmasalar da; okuldaymış gibi gezseler, hobiymiş gibi çalışsalar da; babalarına torun vermek isteyebilirler zaman zaman; sırf bu sebeple allak bullak olabilirler..
Her ne kadar genellemelere inanmasalar da; karşı cinsi genelleyebilir, kalp kırıklıklarının acısını alakasız birinden çıkarabilirler; hepsini kötü, düşüncesiz ya da güvenilmez zannedebilirler hayatlarının bir bölümünde.
Bütün kadınların kafası karışıktır biraz..
Yaptıkları zeki hamleler onlara yalnızlık olarak geri dönebilir; bu sebeple, oynamayı öğrenirler az da olsa; hep değil zaman zaman.
Bütün kadınlar umursar, sezer, şüphe duyar, saçma sebeplere inanmaz, gözünüzden anlar olan biteni aslında ama bi kez daha boş yere sorar, kalbi kırılır ya da ilgi, şefkat ister farklı dozlarda.
Bir verip bir alan, ne istediği asla tam olarak anlaşılamayan kısaca yoran karşı cinsleri; sürekli konuşan, yersiz ve zamansız kıskanan hemcinsleri yüzünden karışıktır kafaları.
Kime güveneceklerini bilemez; sonunda sadece kendilerine güvenmeye karar verirler; o zaman da sertleşir, toleranssızlaşırlar ister istemez. Dinginlik ararken daha da karışırlar; yalnızlığa alışırlar, daha kompleks bir hal alır ve zeki hamlelerine geri dönerler. Dolayısıyla yalnızlığa iyice batarlar..
Bütün kadınların kafası karışmasın da ne halt etsin; karşılarında onlardan süper kahraman olmalarını bekleyen adamlar varken, güzel olmaları, hamarat olmaları, gerektiği kadar ve doğru yerde zeki olmaları gerekirken, hep bakımlı, hep istekli, hareketli, eğlenceli, uyumlu olmaları gerekirken ne yapsınlar..
Kıskanç olmayacak, anlayışlı olacak, yeri geldiğinde her türlü sohbete adapte olabilecek, yeri geldiğinde dışında kalıp sadece hizmet edecekken, çocuk doğuracak, hamileyken diğer güzel kadınlarla başa çıkmak zorunda kalacakken ne yapsınlar; düşünmeyip de ne halt etsinler.
Karışmasın mı kafaları?
Ece Temelkuran
Niye birşeyi çok istiyorum ki? Niye? Ufacık birşey bile olsa.. A salak kızım bilmiyor musun olacakları?
Çıkma dışarı. Gitme bugün de okula. Kimseden isteme birşey. Düşünme hiç kimseyi. Hatta bir günlüğüne kendini bile düşünme. Yapman gerekenleri yap, otur odanda tek başına. Üzme boşu boşuna kendini.
Babam.. Sevdiğim.. Arkadaşım.. Hayatımdaki tüm erkekler, hepiniz ağlatmak zorunda mısın? Erkekliğin ruhunda umursamazlık var kabul! Ama benim de canım var..
Ağlamayı sevmeyen biriyken, uzun zamandır kapatamıyorum gözümdeki muslukları. En çok kıymet verdiklerim üzdükçe, herkese çirkefleşebilen bünye sevdiklerime gelince gıkını çıkaramıyor. Çıkaramayınca da kendince isyan ediyor ruhum..
Bir buçuk yıl önce babamla kopan ipler gibi kopmasın, birşeyler daha gitmesin benden, canımdan. İpler koptuktan sonra kıymetlenildiği gerçeğiyle karşılaşmak daha itici, daha üzücü..
Bugün de duygularımın hepsinin birbirine girdiği saçma bir perşembe işte.
Nasıl birşeysin sen bilmiyorum ama en içten güldüren de sensin.. İçin için ağlatan da..
Bazen odunumsu kız halime dönme isteğimi arttırsa da o gözyaşları, bazen de o kadar da odun değilmiş, benim de içimde duygusal bir kız varmış dedirtiyor.
Hangisi olmalıyım kimi zaman bilemesem de; hissetmek, sevmek, sevdiğini keşfetmeye çalışırken kendini de keşfetmek güzel şey vesselam.
Bütün gün hiçbir şey yapmıyorsun, yapmıyorsun.. Oyalanıp duruyorsun öylece..
En sonunda açıyorsun tumblr’ı.. Kelimeler dökülmeye meyilliyken. Sonrasında, bilgisayarın sağ köşesinden bir fotoğraf karesi çıkıveriyor aniden.. Ne var ne yoksa unutup kapatıyorsun sayfayı.
Bu yazı da böyle birşey oluyor ondan sonra.
acı eşiğinin zorlandığı zamanlar oluyor bazen..
günün getirdiği ne varsa hepsini tek başına çözmeye çalışıp, başkasına olan sevincini de kızgınlığını da kendi içinde yaşamak zorunda kalınan zamanlar bunlar.
acısının kaynağını bilip de yarasına bir parmak bile, merhem olarak çalamazken;
tek başına olduğunu her saniye bilse de, arada bir.. arada bir, bir umut diyor içi.. belki buradadır.
sonra iyileştiriyor kendini.. bir şekilde.
bir sözle, bir sesle, bir gülüşle, bir haberle.. bu sefer de aşırı sevgiden ayarları şaşıyor. yine acıtıyor canını..
sonrasında da o acıyı kızgınlık ve kırgınlık sarmalıyor içinde.. bir şekilde kendini korumaya alıyor ruhu.. daha doğrusu yalnızca beyin kabul etmiş gibi yapıyor bu seçimi..
acılara çoğu insandan daha dayanıklı olan bedeni ufacık bir kesik, çizik ya da morlukta canından can alıp götürüyor sanki. sessizce bir köşede bedenindeki acının geçmesini bekliyor.. ama geçmiyor.
Sen ol da,
İster yâr ol, ister yara..
Lütfun da başım üstüne, kahrın da..
Şems
kendince en doğru yerden bakmayı öğrenince, mutluluk da enerji de ben buradayım diyor. ne enerji bitiyor ne birşeyleri yapma isteği.
yalnızca bakmam gereken yeri kaybettiğimde mutsuzluk ve korku çörekleniyor içime.. endişe, kırgınlık, kızgınlık gelip yerleşiyor o zaman.
bazen iyi olduğunu bilmek bile yeterken bazen hiçbir şey yetmiyor..
zaman avuçlarımın arasından hem akıp gidiyor hem de “bir an’da” takılıp kalıyor..
Kalbimin ortasına düşmüş,kocaman bir buz kütlesi var.
Bazen kalbimi ısıtan şey, o buz kütlesinin bir kısmını eritiyor.. Bazen de erimeden kalan kısmı kalbimi buza çeviriyor..
Soğuk.. Donuk.. İtici..
Bir yanım tek üzülen sensin ve aptalsın diyor..
Bir yanım neye üzüldüğünü bile bilmiyor..
Bir yanım kırgın..
Bir yanım öfkeli..
Pişman olunacak şeyler yapmamak için çaba harcanan, nefis zorlayıcı bir günün ardından bitmeyen bir gecede herşeyi daha da zorlaştırıyorum sanki.
Hepsini ben yapıyorum.. ama nasıl yaptığımı, nasıl başardığımı hiç ama hiç bilmiyorum.
Yalnızca korkuyorum.