acı eşiğinin zorlandığı zamanlar oluyor bazen..

günün getirdiği ne varsa hepsini tek başına çözmeye çalışıp, başkasına olan sevincini de kızgınlığını da kendi içinde yaşamak zorunda kalınan zamanlar bunlar.

acısının kaynağını bilip de yarasına bir parmak bile, merhem olarak çalamazken;
tek başına olduğunu her saniye bilse de, arada bir.. arada bir, bir umut diyor içi.. belki buradadır.

sonra iyileştiriyor kendini.. bir şekilde.
bir sözle, bir sesle, bir gülüşle, bir haberle.. bu sefer de aşırı sevgiden ayarları şaşıyor. yine acıtıyor canını..

sonrasında da o acıyı kızgınlık ve kırgınlık sarmalıyor içinde.. bir şekilde kendini korumaya alıyor ruhu.. daha doğrusu yalnızca beyin kabul etmiş gibi yapıyor bu seçimi..

acılara çoğu insandan daha dayanıklı olan bedeni ufacık bir kesik, çizik ya da morlukta canından can alıp götürüyor sanki. sessizce bir köşede bedenindeki acının geçmesini bekliyor.. ama geçmiyor.